9 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/9525 Esas sayılı kararı kamuoyunda yıllık ücretli izin uygulamasında yeni bir dönem başladığı veya hafta tatillerinin ilk kez yıllık izin süresinden çıkarıldığı yönünde değerlendirmelere konu olmuştur. Ancak söz konusu karar yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermiştir ve sanki mevcut uygulamanın değiştiği gibi bir izlenime sebep olmuştur. Esasen bu karar dikkatle incelendiğinde Yargıtay'ın yeni bir hak ihdas etmediği, yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesinde uzun yıllardır açıkça düzenlenmiş bulunan bir hükmü somut olaya uyguladığı görülmektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki ilgili karar Yargıtay'ın olağan kanun yolu incelemesi sonucunda verilmiş ve yeni bir içtihat ortaya koymuş bir karar niteliğinde değildir. Aksine söz konusu karar, ilk derece mahkemesince verilen ve kesinleşen bir kararın hukuka aykırılık içerdiğinin değerlendirilmesi üzerine Adalet Bakanlığı'nın talebi doğrultusunda gerçekleştirilen kanun yararına bozma incelemesi kapsamında verilmiştir. Kanun yararına bozma kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması usulün bir gereği olduğundan söz konusu karar da bu kapsamda 9 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Bahsi geçen Yargıtay kararı, yıllık izin kullanımında hafta tatilinin hesaplamaya etkisi ile ilgilidir. Öncelikle hafta tatili ibaresi ile hafta sonu ibarelerinin aynı anlama gelmediğini belirtmek gerekmektedir. İş Kanunu’nun 46. maddesinde “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aksi iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılmamış ise, hafta tatili 1 gündür. Sözleşmelerle hafta tatili gününün daha fazla olabileceği kararlaştırılabilir. Buradan hareketle hafta sonu Cumartesi - Pazar günlerinden oluşabilir; ancak İş Kanunu bakımından hafta tatili, 7 günlük zaman diliminde verilmesi gereken en az 24 saatlik bir dinlenme süresidir. Pazar günü olması da zorunlu değildir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/9525 Esas sayılı kararı ise haber platformlarında sanki yıllık izin kullanımında Cumartesi gününün de dahil edileceği şeklinde paylaşılmaktadır. Karara konu uyuşmazlıkta ise işçi kullanmış olduğu yıllık ücretli izin sürelerinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi ise işçinin kullandığı izin sürelerinin hesabında izin dönemlerine rastlayan Pazar günlerini de yıllık izin süresinden sayarak değerlendirme yapmıştır. Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu yaklaşımın mevzuata aykırı olduğunu belirterek kararın kanun yararına bozulmasına hükmetmiştir. Yargıtay kararında işçinin 2 yıl için 28 gün yıllık izne hak kazandığı ve 12.03.2018-26.03.2018 tarihlerinde ve 01.06.2020-15.06.2020 tarihlerinde yıllık izin kullandığı belirtilmiştir ve izin kullanılan tarihlerde bulunan 4 hafta tatili gününün (Pazar) izinden sayılamayacağını ve bu nedenle 4 gün izin alacağı olduğunu belirterek kanun yararına bozma kararı vermiştir. Nitekim 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesinin beşinci fıkrasında yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle işçinin yıllık izin kullandığı döneme denk gelen hafta tatili günleri yıllık izin hakkından mahsup edilemez ve izin süresinin hesabında dikkate alınamaz. Dolayısıyla işçinin yıllık izin kullandığı dönemlere rastlayan 4 Pazar gününü yıllık izin süresinden sayarak hesaplama yapılmıştır ve Yargıtay ise bu yaklaşımın açık kanun hükmüne aykırı olduğunu belirterek söz konusu hukuka aykırılığı kanun yararına bozma yoluyla gidermiştir.
Bu çerçevede söz konusu kararın kamuoyunda yansıtıldığı şekilde yıllık ücretli izin uygulamasında yeni bir dönem başlatan veya çalışanlara ilk kez ek bir hak tanıyan bir karar olarak değerlendirilmesi isabetli değildir. Aksine Yargıtay uzun yıllardır yürürlükte bulunan ve uygulamada da genel kabul gören bir kanun hükmünün somut uyuşmazlık bakımından doğru şekilde uygulanması gerektiğini hatırlatmıştır. Üstelik kararda Cumartesi kelimesi dahi geçmezken sosyal medyada farklı bir şekilde yorumlandığı görülmektedir. Tamamen hatalı olan bu paylaşımlar çalışanlarca yanlış anlaşıldığından işverenlerle karşı karşıya gelmelerine neden olmaktadır.
Bu nedenle söz konusu kararın, çalışanlara ilave izin hakkı tanıyan yeni bir içtihat veya mevzuat değişikliği olarak değil, mevcut yasal düzenlemenin ve yerleşik uygulamanın teyidi niteliğinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Herhangi bir sorunuz olması halinde bize her zaman ulaşabilirsiniz.
Gülbenk & Kavlakoğlu Hukuk Bürosu