Konu: Yıllık 270 Saatlik Fazla Çalışma Sınırının Aşılması
4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinde fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda 270 saati aşamayacağı belirtilmektedir. Bununla birlikte yıllık 270 saatlik sınırın aşılmasının iş sözleşmesine etkisi ve işçi açısından haklı nedenle fesih hakkı doğurup doğurmayacağı uzun süredir uygulamada tartışılmaktadır.
Uygulamada bir görüş yıllık 270 saatlik sınırın aşılmasını tek başına kanuna aykırılık olarak değerlendirmekte ve bu durumda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep edebileceğini kabul etmektedir. Yargıtay’ın geçmiş dönemde bu yönde kararları da bulunmaktadır.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.10.2022 tarihli ve 2021/211 Esas sayılı dosyasında verdiği karar konuya farklı bir yaklaşım getirmiştir. Kararda yıllık 270 saatlik fazla çalışma sınırının aşılmasının tek başına işçi açısından haklı fesih nedeni oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Buna göre işçinin yıllık 270 saatten fazla çalışmış olması tek başına kıdem tazminatına hak kazanması için yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu işçinin onayı dahilinde yıllık 270 saatlik sınırın aşılması ve fazla çalışma ücretlerinin eksiksiz ödenmesi halinde yalnızca sınırın aşılmış olmasını haklı fesih gerekçesi olarak kabul etmemiştir. Bununla birlikte fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, günlük 11 saatlik çalışma sınırının aşılması, gece çalışmasına ilişkin kurallara aykırı hareket edilmesi veya işçinin fazla çalışmaya onay vermemesi gibi ek durumların bulunması halinde haklı nedenle fesih gündeme gelebilecektir. Benzer şekilde işçinin çalışma düzenindeki aykırılıkların giderilmesini talep etmesine rağmen işverenin mevcut uygulamayı sürdürmesi de haklı fesih değerlendirmesinde dikkate alınabilecektir.
Uygulamada ise bazı işverenlerin yıllık 270 saatlik sınırın aşılmasını önlemek amacıyla bordrolarda her ay en fazla 22,5 saat fazla çalışma gösterdiği ve bu süreyi aşan çalışmaların karşılığını prim veya farklı ödeme kalemleri altında ödediği görülmektedir. Ancak bu yöntem işveren açısından önemli riskler barındırmaktadır. Nitekim işçinin bordroda gösterilenden daha fazla çalışma yaptığını ispat etmesi halinde bordroda yer almayan süreler için ayrıca fazla çalışma ücreti talep etmesi mümkündür. Bu durumda işveren daha önce farklı bir ödeme kalemi altında ödeme yapmış olsa dahi aynı çalışma süreleri için yeniden ödeme yapmak durumunda kalabilecektir. Böylece fazla çalışma karşılığının mükerrer ödenmesi riski doğacaktır. Ayrıca bordroda her ay sabit olarak 22,5 saat fazla çalışma gösterilmesi de ayrı bir risk oluşturmaktadır. Fiili çalışma sürelerinden bağımsız olarak düzenli ve değişmeyen şekilde yapılan ödemeler uyuşmazlık halinde ödemenin niteliği konusunda tartışma yaratabilir. Bu durumda fazla çalışma adı altında düzenli olarak yapılan ödemenin temel ücretin bir parçası olduğu değerlendirebilir ve buna bağlı olarak fazla çalışma hesabının daha yüksek bir ücret üzerinden yapılması gündeme gelebilir.
Dolayısıyla fazla çalışma karşılığının prim, yemek ücreti veya başka bir ödeme kalemi altında gösterilmesi hukuken doğru bir yöntem değildir. Yapılan ödemenin hangi çalışmanın karşılığı olduğunun bordroda açık ve doğru şekilde gösterilmesi olası bir uyuşmazlıkta ispat açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle fiili fazla çalışma sürelerinin puantaj kayıtlarıyla uyumlu şekilde bordrolara yansıtılması ve karşılığının açıkça “fazla çalışma ücreti” kalemi altında ödenmesi gerekmektedir. Puantaj ve bordroların mümkün olduğu ölçüde aylık olarak çalışanlara imzalatılması da ispat açısından faydalı olacaktır. Bununla birlikte imzalı bordro ve puantajların her durumda kesin delil niteliğinde olduğu düşünülmemelidir. Bu kayıtların fiili çalışma düzenini doğru şekilde yansıtması ve birbirleriyle uyumlu olması gerekir.
Sonuç olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yaklaşımı doğrultusunda yıllık 270 saatlik sınır aşılmış olsa dahi işçinin fazla çalışmaya onayının bulunması, çalışma düzeninin diğer yasal sınırlamalara aykırılık teşkil etmemesi ve fazla çalışma ücretlerinin eksiksiz ödenmesi halinde yalnızca 270 saatlik sınırın aşılması tek başına haklı nedenle fesih gerekçesi oluşturmayacaktır.
Herhangi bir sorunuz olması halinde bize her zaman ulaşabilirsiniz.
Gülbenk & Kavlakoğlu Hukuk Bürosu