Son dönemde özel öğretim kurumlarının şirket pay devri veya işletme devri yoluyla el değiştirdiği işlemlerle daha sık karşılaşılmaktadır. Ancak özel öğretim kurumlarının ya da bunların kurucusu olan şirketlerin devri, klasik bir şirket devri veya ticari işletme devrinden farklı değerlendirilmelidir. Ruhsatlar, idari izinler ve kurumun fiili işleyişi dikkate alındığında, birçok yönüyle ele alınması gereken özel bir süreç olduğu görülecektir.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği; işletme devri, tür değişikliği, birleşme ve bölünme durumlarında izlenmesi gereken prosedürleri ve alınması gereken izinleri ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.
Özel öğretim kurumunun devrinde, devralacak gerçek veya tüzel kişinin kuruculuk şartlarını taşıması, devre ilişkin belgelerin sunulması, personel sözleşmeleri ve görevlendirme tekliflerinin yenilenmesi, okul binasının kullanım hakkının ortaya konulması ve devir işleminin yetkili merci tarafından sonuçlandırılması gerekmektedir. Ayrıca devir işlemi, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatını veren merci tarafından sonuçlandırılmadıkça kurum devredilmiş sayılmamaktadır.
Bu yönüyle özel okul devri, taraflar arasında imzalanan bir devir sözleşmesi ile sınırlı bir işlem değildir. Sürecin mali, hukuki ve idari boyutlarının birlikte planlanması gerekir. Devralan bakımından yalnızca öğrenci sayısı, ciro veya okulun bilinirliği değil; mevcut ruhsat durumu, bina kullanım hakkı, kira sözleşmesi, personel yapısı, öğretmen sözleşmeleri, veli sözleşmeleri, burs ve indirim taahhütleri, devam eden uyuşmazlıklar, SGK ve vergi yükümlülükleri ile idari yaptırım riskleri de önem taşır.
Devreden bakımından ise devrin kapsamının açık şekilde belirlenmesi, hangi borç ve yükümlülüklerin devralan tarafından üstlenileceğinin netleştirilmesi, geçmiş dönem işlemlerinden kaynaklanabilecek sorumlulukların sözleşmesel olarak düzenlenmesi ve devir sonrasında ortaya çıkabilecek taleplerin mümkün olduğunca öngörülmesi gerekir. Aksi halde işlem tamamlandıktan sonra öğrenci ve veli talepleri, personel alacakları, kira ilişkileri, ruhsat süreçleri veya idari yaptırımlar nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlıklar yaşanması mümkündür.
Özel okullarda öğretmen ve personel yapısı da devir sürecinin en hassas başlıklarından biridir. Mevcut öğretmen sözleşmelerinin niteliği, ücret ve yan hak uygulamaları, kullanılmamış izinler, geçmiş dönem bordro kayıtları ve varsa devam eden işçilik uyuşmazlıkları devralan taraf açısından ayrıca incelenmelidir. Bunun yanında erken kayıt döneminde verilen indirimler, gelecek döneme ilişkin kayıtlar, peşin alınan ödemeler, burs taahhütleri, yemek ve servis hizmetleri, iade talepleri ve taksitli ödeme planları dikkate alınmadan yapılacak bir değerlendirme eksik kalacaktır.
Özel öğretim kurumu devirlerinde çoğu zaman sözleşme ve devir bedeli üzerinde yoğunlaşılmakta ancak işlemin eğitim mevzuatı, vergi mevzuatı ve sosyal güvenlik mevzuatı boyutları aynı derinlikte değerlendirilememektedir.
Oysa bir özel okulun gerçek değeri yalnızca öğrenci sayısı, ciro veya fiziksel varlıkları ile ölçülemez. Kurumun geçmiş yıllardan gelen mevzuat yükümlülükleri, ücret politikası, öğrenci kayıt yapısı, burs uygulamaları, öğretmen kadrosu, SGK ve vergi riskleri ile idari süreçleri de devir bedelini doğrudan etkileyebilmektedir.
Devir öncesinde gerçekleştirilen kapsamlı mali, hukuki ve idari denetimlerin tarafların karar süreçlerini önemli ölçüde etkilediği bilinmektedir. Bazı durumlarda, devir sonrasında ortaya çıkması muhtemel risklerin önceden tespiti sayesinde taraflar işlem şartlarını yeniden değerlendirme imkanı bulmakta, bazı durumlarda ise devir bedeli ve sözleşme hükümleri bu tespitler doğrultusunda revize edilmektedir.
Benzer şekilde; SGK uygulamalarından kaynaklanan riskler, geçmiş dönem işçilik alacakları, eksik veya hatalı bordrolama uygulamaları, devam eden işçilik uyuşmazlıkları, vergi inceleme riskleri veya eğitim mevzuatına ilişkin eksiklikler ancak kapsamlı bir inceleme sonucunda ortaya çıkabilmektedir.
Sonuç olarak özel öğretim kurumlarının devri, yalnızca bir hisse devri veya işletme devri işlemi olarak değerlendirilmemelidir. İşlemin sağlıklı şekilde tamamlanabilmesi için devir öncesinde mali veriler kadar hukuki ve idari altyapının da incelenmesi; devir sözleşmesinin ise okulun gerçek işleyişini, mevzuat yükümlülüklerini ve tarafların sorumluluk alanlarını dikkate alacak şekilde hazırlanması gerekir. Bu nedenle devir sürecine taraf olan yatırımcıların ve kurum sahiplerinin kararlarını yalnızca finansal göstergelere değil, kurumun tüm mevzuat altyapısını kapsayan bütüncül bir değerlendirmeye dayandırmaları gerekmektedir.
Herhangi bir sorunuz olması halinde bize her zaman ulaşabilirsiniz.
Gülbenk & Kavlakoğlu Hukuk Bürosu