• TR | EN
  • Borsaya Kote Edilmemiş Nama Yazılı Paylarda Devrin Sınırlandırılması

    Anonim ortaklığa hâkim olan temel ilkelerden birisi payın serbestçe devridir. Bu ilkeye göre anonim ortaklık payı, ortaklığın veya diğer ortakların onayı olmaksızın serbestçe devredilebilmektedir. Anonim ortaklık yapısı özünde pay merkezli bir kurgu üzerine inşa edilmiş olduğundan şirketin kimlerden oluştuğu kural olarak bir önem taşımamaktadır. Ne var ki, söz konusu ilkenin nama yazılı paylar bakımından istisnaları bulunmaktadır. Nitekim devir serbestisi, borsada işlem gören anonim şirketler için işlevsel iken borsada kote edilmemiş, özellikle aile şirketi niteliğindeki yapılanmalar bakımından istenilen bir durum olmayabilmektedir.

    Uygulamada, özellikle aile tipi anonim şirketlerin ana sözleşmelerine, ortaklığın özgün yapısının ve mevcut güç dengesinin korunması, ortaklığa katılması arzulanmayan ya da zarar verebileceği düşünülen kişilerin ortaklıktan uzak tutulması amacıyla pay devrini sınırlandıran çeşitli hükümlerin eklendiği görülmektedir. Bu husus TTK m.492/1 hükmünde, şirket ana sözleşmesine nama yazılı payların devri için şirket onayının zorunlu tutulacağına ilişkin bir hüküm konulabileceği şeklinde düzenlenmiştir. Onay talebine ilişkin karar verme hususunda ise yönetim kurulu yetkilidir.

    Borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devrinde ortaklığın redde ilişkin dayanabileceği gerekçeler ise TTK m.493 hükmünde sınırlı bir şekilde sayılmış, iki farklı ret yolu öngörülmüştür: Ana sözleşmede yer alan önemli bir sebebe dayanarak, satın alma teklifinde bulunarak.

    Ortaklık tarafından ileri sürülebilecek önemli sebep kavramına TTK’da bir ölçüt getirilmiş, esas sözleşmede yer verilecek önemli sebebin, “şirketin işletme konusu” ve “işletmenin ekonomik bağımsızlığı” açısından tehlike arz etmesi gerektiği belirlenmiştir. Buna göre; devrin gerçekleşmesi halinde şirketin faaliyet konusunu sürdürmesi imkânsız hale gelecek ya da ciddi ölçüde güçleşecekse ya da şirketin ekonomik bağımsızlığının korunması gerekiyorsa onay talebi reddedilebilir.

    Önemli sebeplerin ana sözleşmede açık biçimde yer alması gerekmektedir. Yalnızca TTK m.493/2 hükmüne atıf yapılması ya da ret gerekçelerinin muğlak ve genel bir ifadeyle kaleme alınması, devir talebinin reddi için yeterli değildir. Bu sayede, onayın hangi durumlarda reddedileceği hem devreden hem de devralan bakımından öngörülebilir olmaktadır.

    Onay talebi önemli bir sebebe dayanılarak reddedildiğinde, şirket devre konu paylar için bir satın alma teklifinde bulunmak zorunda değildir; ret kararı üzerine devreden, pay sahipliği sıfatını korumaya devam eder.

    İkinci ret yolunda ise ortaklık, devre konu payları başvuru anındaki gerçek değerleri üzerinden bizzat, diğer pay sahipleri aracılığıyla ya da üçüncü kişiler hesabına satın almayı teklif etmek suretiyle de onay talebini reddedebilir. Devredenin şirketin satın alma teklifini kabul etmemesi halinde söz konusu pay devri, ne devredenin payı devretmek istediği kişi ne de şirketin satın alımını önerdiği kişi bakımından sonuç doğurmaz; paylar devreden kişinin malvarlığında kalmayı sürdürür.

    Herhangi bir sorunuz olması halinde bize her zaman ulaşabilirsiniz.

    Gülbenk & Kavlakoğlu Hukuk Bürosu